NİÇİN ÇOCUĞUMU “EN İYİ ŞEKİLDE YETİŞTİRMENİN” YOLUNU BULAMIYORUM?

Eski zamanlarda çocuklar, “küçük yetişkinler” olarak görülürdü. Çocukların “kısa boylu birer yetişkin” olmadıkları anlaşıldığından beri ise, onlara nasıl yaklaşılması gerektiği çok önemli bir konu haline geldi. Eskilerin yetişkin merkezli dünyasında çocukluğa yer yokken, günümüzde artık ebeveynler “çocukların dünyasına adapte edilmiş yetişkinlerden” ibaret olmaya başladılar. “Çocuğum için her şeyin en iyisini yapmalıyım” düşüncesiyle yola çıkıp, bütün yaşamı çocukların ihtiyaçlarına göre planlamak neredeyse bir gereklilik haline geldi. Bunun bir göstergesi olarak bugün hangi kitapçıya gitseniz çocuk yetiştirme yaklaşımları ve ebeveyn-çocuk ilişkisine dair yüzlerce kitap bulabilirsiniz. Elbette bu kitapların her biri çok önemli bilgiler içerir ve yararlı teknikler önerir. Ancak böyle olmasına karşın ne yazık ki, pek çok işe yarar teorik bilginin, anne-babalık uygulamalarında beklenen sonucu vermediğini, dolayısıyla teoriden pratiğe geçişin sağlanamadığını görüyoruz. “Her yolu denedik ama ne yapsak bu çocukla baş edemedik” diyen ailelerin sayısı günden güne artıyor. Uzmanlar ise çözüm olarak; bir süre öncesine kadar anne-babalara “bilim insanlarına kulak verin”, “yazılanları okuyun” derken, şimdi “okuduğunuz her bilgiye inanmayın” demeye başladılar. Çünkü hem televizyonda hem de internette aynı konu üzerinde bile çok çeşitli -bazen de çelişkili- uzman görüşleri bulunabiliyor. Dolayısıyla ebeveynlerin aklı o kadar karıştı ki, hem kendileri hem de çocukları için hangi bilginin “doğru ve yararlı” olduğunu seçmekte zorlanmaya başladılar. Bu da ebeveynleri ya “konuyla ilgili daha fazla kitap okumaya ve daha sık uzmana danışmaya” ya da “kendi bildikleri yöntemleri ya da başarılı olmuş başka ailelerin kullandıkları yöntemleri denemeye” yönlendirdi. Çevrenizdeki hangi anne babaya danışsanız, size çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğiyle ilgili önerilerden bahsedebilirler. Doğru olduğuna inandıkları bir anne baba tavrı ya da çocukla iletişimde asla yapılmaması gerektiğini savundukları bir takım hataları da ekleyebilirler. Ancak bir aileye “iyi gelen” yöntem, tutum ya da öneri, bir diğerine aynı şekilde “iyi gelmeyebilir”. Çünkü herkes kendi aile sistemi içerisinde çocuğu ve ebeveynliği temelinde öznel bir deneyimi anlatır. Anlattığı yöntem veya yaklaşım, her ne kadar onun için çok işe yarar olsa da sizin aile yapınız ve çocuklarınızın ihtiyaç farklılığından dolayı sizin için yararlı olmayabilir. Kimilerine göre “iyi bir çocuk” yetiştirmenin sırrı, önceden belirlenmiş geleneğe bağlı değişmez prensipler dâhilinde tutarlı bir tutum sergilemektir. Çünkü çocukların ancak bu kadar net ve açık ilkelere bağlı, kararlı bir duruşla “iyi yetişebileceğine” inanırlar. Kimileri ise, her çocuğun kendi sınırlarını kendisinin belirleyebileceğini, anne-babanın görevinin yalnızca bu süreci kolaylaştırmak olduğunu söylerler. Bazıları çocuğunun mutlu olması için onun her söylediğine “evet” demeyi uygun bulur, bazıları ise “çocuğun çocukluğunu bilmesi” ve “ebeveyni ne derse onu yapması” gerektiğini ileri sürerler. Acaba hangi yaklaşım(lar) daha doğrudur?

Devamı; EBEVEYN BENİM’DE…

Telefon: +90 (532) 061 47 17
Söğütözü Mahallesi, Söğütözü Caddesi. Koç Kuleleri B Blok Kat 5 No: 9
Çankaya/ANKARA